56
0

13 Soruda Emirhan Kabakçı ve Eka Dijital Ajans

56

Değerli okurlarımız bu röportajımızda sizleri Emirhan Kabakçı, EKA Dijital Ajans ve diğer değerli girişimleri ile bir araya getiriyoruz.  Girişimcilik ekosistemini daha yakından tanırken girişimcilik dünyasına dair ipuçları da bulabileceğiniz bu yazımızla baş başa bırakıyoruz sizleri .

Keyifli okumalar…

1.Girişim Haberleri ailesi olarak sizi çok yakından takip ediyoruz, fakat sizi daha yakından tanımak isteyen okurlarımız için bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

 

Merhaba, öncelikle davetiniz için çok teşekkür ederim. Ben Emirhan, 20 yaşındayım, İzmir Bayındır’da doğdum. Çocukluğum Urla’da, ortaokulum Bayındır’da, lisem Aydın Ortaklar Fen Lisesi’nde geçti, şimdi de üniversiteyi Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde 2. Sınıfta okuyorum. Farklı farklı yerlerde kaldığım, tabiri caizse göçebe hayatı yaşadığım için herkesle rahatlıkla samimiyet kurabiliyorum. Onun dışında, Pantropik adlı bir ebeveyn destek platformu ve Orenda Bayındır adında bir tarım pazarlama girişimlerinin kurucu ortağı olmakla birlikte, Arya Women Genç Club ve Genç Finans Kulüp topluluklarında yönetim kurulu üyesiyim. Freelance olarak IT sektöründe çalışıyorum, Udemy gibi çevrimiçi ortamlarda ve belediyelerde IT (Web tasarım, reklam gibi) eğitimleri veriyorum. Bir de tüm öğrendiklerimi, deneyimlerimi ve birkaç farklı konsept yürüttüğüm Youtube kanalım var. Tüm bu yaptıklarımı emirhankabakci.com adresinde topluyorum, bir nevi kendimi dijitalde yedekliyorum. Onun dışında, bağlama çalıyorum, aktif olarak yakın tarih ve köy enstitülerini araştırıyorum, ve dinlenmek için de bilgisayar oynuyorum. Tüm bu yaptıklarımın temelini aslında küçüklükten beri bırakmadığım alışkanlığım olan bilgisayar oynamaya borçluyum. Hayatımı oyunlaştırarak kariyerimi daha eğlenceli hale getiriyorum.

 

2. Bir girişimi kurarken en kritik noktalardan biri de ekiptir. Siz ekibinizi nasıl oluşturdunuz? İdeal bir ekip tanımınız var mı? Ekibinizi kurmaya ilk başladığınızda nasıl bir yol izlediniz?

 

Ben üslubun önemine çok inanırım. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” sözüne kesinlikle katılıyorum. Her ekip kurduğumda, kendilerini bir üye olarak değil o projenin parçası olarak görmelerini sağlamaya çalışırım. O işte gönüllü olarak değil, mutlaka bir karşılık alarak çalışmalarını taahhüt ederim. Onun dışında çoğu işi candostum ve liseden beridir arkadaşım Asiye Tabanlı ile yapıyorum. Diğer projelerde de farklı ekip arkadaşım var, hepsinin ortak özelliği ise, geliştirdiğimiz her ne ise ona çok inanıyoruz. Çünkü ona harcadığımız zamanın ve emeğin mutlaka geri dönmesi gerektiğinin umudunu çalışarak çıkarmak istiyoruz.

 

 

 

  1. EKA Dijital’in kurucusu olarak Türkiye’deki Freelance iş sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sektöre girmek isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Bu sektöre girmek isteyenlere tavsiyem girmemeleri yönünde olur. Benim şu anki temel kariyer hedefim akademisyenlik olduğu için, okuluma engel çıkarmaması adına EKA’yı şirkete dönüştürmedim. Bu durumda fatura kesemediğim ve iş sözleşmeleri imzalayamadığım için, para alamama, sayısız revizeler gibi birçok sorunla karşılaştım. Bu işe yine de girmek isteyen olursa, temel iki tavsiyem olur: birincisi, aynı anda 3’ten fazla iş almayın. Bir zaman sonra sıkışıyorsunuz ve sosyal hayatınızdan ödün vermek durumunda kalıyorsunuz. İkincisi, şartları yasalaştırmak adına sözleşme hazırlayın. Tabii bu sözleşmelerin geçerliliği için şirket kurmanız gerekiyor. Mutlaka detayları araştırın.

 

4.Başarılı insanların hemen hemen hepsinin günlük rutinleri olur. Peki, sizin de olmazsa olmaz dediğiniz rutinleriniz var mı? Bu rutinlerin sonucunda girişiminiz için ya da iş hayatınız için “dönüm noktası” olarak adlandırdığınız bir anınız var mı?

 

Kariyer hayatımda mecbur planlı yaşamak zorundayım fakat sosyal hayatımda asla planlı değilimdir. Bir gün gece 4’de yatarken öbür gün sabah 8’de kalkabilirim, yeri gelir günde 12 saat uyuyabilirim. Bir anda işleri erteleyip şehir dışına arkadaşlarımın yanına arabaya binip gidebilirim. Sosyal hayatımda doğaçlama yaşamak bana ayrı bir keyif veriyor. Kafamın dağılması için ve aynı zamanda kendimi geliştirmek için her gün birkaç saat bağlama çalıyorum, arkadaşlarımla birlikte bilgisayar oynuyorum. Günlük değil ama, haftada 2 gün mutlaka köye gidip tarlada çalışırım. Özellikle korona döneminde harekete çok ihtiyacımız var.

 

Dönüm noktasından bahsetmek gerekirse de; benim şu ana kadarki yolculuğum bir zincirleme olay örgüsü aslında. Her şey ilmek ilmek işlenmiş gibi. Benim girişimcilik maceram 2015’de okumuş olduğum Steve Jobs kitabıyla başladı. Kendisinin biyografini okumamla hem Apple hayranlığım, hem girişimcilik serüvenim başladı. 2016 yılında 3 mobil oyun ve 2 web sitesi tabanlı proje geliştirdim. 2017’de YGA Zirvesi’ne kabul aldım. 2018’de İstanbul’da üniversite kazandığımda dönem başlar başlamaz Bir İşe Giriştik adında bir topluluğa kabul aldım. Burada inanılmaz bir network edindim, bu bağlantılarımı ayrıca katıldığım diğer etkinliklerdeki bağlantılarla destekledim. Bir İşe Giriştik benim birinci dönüm noktamdı. Bu topluluktaki çoğu kişiyle iş geliştirdim ve farklı insanlarla tanışma fırsatı buldum. 2019’da gerçekleşen teknopark asistanlığım, sosyal sorumluluk kulübündeki koordinatörlüğüm, çeşitli start-up deneyimlerinin hepsi zincirin bir halkasıydı. Sonrasında Startersland adında bir eğitim programına girerek oradaki harika network’e eriştim ve sonunda bu programın kurucusu sayın Serkan Koç’un yanında işe girdim. Bu da 2. Büyük dönüm noktası oldu, çünkü kendisinin yanında satıştan iletişime, ofis kültüründen veri araştırmasına birçok şey öğrendim. Şu anda kendisinin şirketlerinde freelance olarak IT hizmeti vermekle birlikte bir şirketinde tam zamanlı çalışıyorum. Şimdi ise, bu birkaç yılda öğrendiklerimi kendi işlerim için kullanıyorum. Bu tecrübeleri kendi eğitim platformumda, tarım girişimimde, makale yazımlarımda kullanarak kişisel markamı ve projelerimi ön plana çıkarmaya çalışıyorum.

 

5.Girişimci adaylarına veya girişimcilere söylemek istediğiniz bir şey var mı? Tavsiyelerinizi bizlerle paylaşır mısınız?

 

Ben çok yeni bir girişimciyim. Bu nedenle tavsiye vermek pek haddime olmaz, ama şu küçük tecrübeme dayanarak şunu söyleyebilirim ki, herkesin etten kemikten olduğunu unutmamak gerek, bu yüzden çekinmeye hiç gerek yok. Eğer bir iş istiyorsanız, işin size gelmeyeceğini unutmayın. Sizin işe gitmeniz lazım, sizin insanları darlamanız lazım. Eğer bir girişim kuracaksanız, ekip size hazır gelmeyecek. Sizin insanları ikna etmeniz lazım. Bunların hepsi de ısrarla ve başlamakla oluyor. Biraz yırtıcı olmak gerekiyor, günümüzde Linkedin adında muhteşem bir mecra var, burada insanları darlayabilirsiniz. Örnek veriyorum, bir gün video montaj işleri yaparken bir yandan da 32. Gün belgeseli izliyordum. Bu belgesellerin günümüz versiyonu da yapılabilir düşüncesi kafamda oluşunca, rahmetli Mehmet Ali Birand’ın oğlu Umur Ali Birand’a Linkedin üzerinden yazdım. Kendisi ertesi gün geri döndü ve konuştuk. Bu kadar hızlı ilerledi aslında süreç. Asla çekinmeyin, önünüzdeki fırsatları darlayın ve üstüne gidin. Yalnızsınız, kimseden medet ummayın, kimse sizin önünüze kariyer inşa etmez.

 

6.Sizi daha yakından tanıyabilmek için; bu noktaya kadar gelebilmenizi sağlayan en önemli özelliğiniz, güçlü yönünüz sizce nedir? Kendinizde zayıf bulduğunuz yönler nelerdir?

 

Ben 5 yaşımdan beri bilgisayar dünyasının içindeyim. 15 yaşıma kadar yüzlerce, belki binlerce farklı oyun oynadım. Bu benim hayal gücümü, stratejik düşünmemi gibi oyunların verebileceği yetenekleri geliştirdi. 15 yaşında yazılım dünyasına girdim, 17 yaşında girişimcilik dünyasına girdim. Hayatımı oyunlaştırdım ve verilerle kendimi yedekledim. Her yıl sonunda, o sene kaç etkinliğe katıldığımı, kaç eğitime katıldığımı, kaç kitap okuduğumu, kaç iş teslim ettiğimi gibi birçok veriyi web siteme yazarım. Onun dışında, sürekli farklı yerlerde ikamet ettiğim için her insanla samimiyet kurabilirim ve bunu nabza göre şerbet vererek değil, kendi doğal Ege dilimle yaparım. Doğal bir insan olmam ve algoritmik düşünerek hareket etmem sanırım kendimde başarılı bulduğum yönler. Zayıf bulduğum yönler ise fazla reklamcı olmam. Bir işi devam ederken onu duyurmayı, güncellemeleri paylaşmayı seviyorum. Bu özelliğimi bastırmak için de bu çalışmaları kendi günlüğümde paylaşıyorum, böylelikle sosyal medya detoksu yapmış oluyorum. Onun dışında, biraz fazla hırslıyım, yapmak istediğim bir şey varsa o iş olana kadar çoğu şeyden fedakarlık edebiliyorum (uykum, sağlığım gibi). Onun dışında bir iş olmayınca fevri olabiliyorum, duygularım mantığımın önüne geçebiliyor. Bunu geçen senelere nazaran bayağı azalttım, bitirmeyi amaçlıyorum. Son olarak, çok fazla ince fikirliyim, tabiri caizse her şeyi kafama takıyorum. Bu da ruhsal olarak yorabiliyor.

 

 

 

 

7.Siz daha şimdiden çok başarılı olmuş biri olsanız da gelecek planlarınızı, kariyer hedeflerinizi merak ediyoruz. Kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz? Şimdiye kadar geçirdiğiniz süreçte kendinizi en başarılı hissettiğiniz anı bizimle paylaşır mısınız?

 

Bu aralar anlık yaşıyorum. Şu anki yaşadığım kariyer hayatı, Zengin Baba Yoksul Baba kitabında anlatılanların paralelinde ilerliyor. Birden çok iş yaparak birden çok pasif gelir yaratıyorum, çünkü şu an maddiyat biriktirmenin en doğru zamanı benim için. Birden çok işle uğraştığım için 5 yıl sonrasını kestiremiyorum, ama şu aralar veri ile uğraşmayı çok sevdiğim için olabildiğince makale okuyup okulda kalmaya oynamayı düşünüyorum. Zaten yaptığım işlerin yarısından fazlası eğitim sektöründe, o yüzden yine bölümümde akademisyen olarak kalmak iyi bir fikir olabilir, ama dediğim gibi, bu sadece bu röportajı yanıtlarken düşündüğüm hedefim, bir sene sonra bambaşka bir konumda olabilirim. Kariyerim kısa vadede her ne kadar planlı olsa da, uzun vadede aynı sosyal hayatım gibi doğaçlama.

 

En başarılı hissettiğim anlar genelde yılsonları oluyor. Her yılsonu yazmış olduğum geçen yılın analizi ve gelecek yıl hedefleri yazısında, üstüne kattığım işleri görünce mutlu oluyorum. 2 sene önce hayranlıkla takip ettiğim bir beyaz yakalıyla bugün ortak iş yapınca, 2 sene önce girişim kuranlara imrenirken bugün 2 girişim yönetince, bu karşılaştırmayı yapınca mutlu oluyorum ve bu aradaki süreci bloğumdan ya da günlüğümden okuyunca o adımlardan tecrübe ediniyorum. Ayrıca tüm bu bilgileri, tecrübeleri Youtube veya bloğumda da paylaştığımda geribildirim aldığımda da aşırı mutlu oluyorum.

 

8.Uzun zamandır takip edilen ve Girişim Haberleri olarak bizim sitemizde de paylaştığımız Pantropik’in kurucu ortaklarındansınız. Pantropik’in yola çıkış hikayesinden bahsedebilir misiniz? Pantropik’i kurmadan önce eğitim sektöründe deneyiminiz ya da ilginiz olmuş muydu?

 

 

Ben liseden hazırlık yılında Ataforum adında bir tarih projesi yürütüyordum, liseden Mert Ergün arkadaşımla birlikte. Sonrasında 2019’da AR projesi geliştiren bir start-up’ta çalışınca, bu işi AR’e dökmeye karar verdik, akabinde Asiye ile ortak olduk ve yarışmaları ve network’ümüzü dolaştık. Ocak ayında Asiye’nin o dönem patronu olan Rana Özşeker ile görüştükten sonra, projemizin tarih kısmından eğitim sektörüne yönelmesi gerektiğini farkettik ve projemizi buna göre revize ederek AR tabanlı bir oyunlaştırma uygulaması geliştirdik. Bu süreç devam ederken aynı zamanda Girişimcilik Vakfı, Google, MEF Üniversitesi’nin Next2020 ve Android Akademi programlarındaydık. Bu süreçte projemiz içinde müşteri görüşmeleri sonucunda birçok revize gerçekleşti ve en sonunda topluluk yönetimi platformu olarak projemizi sürdürüyoruz. AR uygulaması bütçe yetersizliğinden askıya alındı. İki programda da final sunumunu yapmaya hak kazandık. Bu bizim için müthiş bir deneyim oldu. Öncesinde eğitim sektöründe deneyimim yoktu, Udemy ve özel dersler hep Pantropik’ten sonra başladı.

9.Pantropik olarak birçok yatırımcı sunumuna çıktınız. Sizce yatırımcı sunumlarında en çok yapılan hatalar nelerdir?

 

En çok farkettiğim hatalar verisizlik ve enerji. Yatırımcılar rakam ve girişimcinin enerjisine çok dikkat ediyorlar. Rakamdan kastettiğim, Projenizin hikayesini anlatırken bunu rakamlarla destekleminiz gerekiyor, çünkü yatırımcı esasında bu işten para kazanacak. Proje ne zaman parayı geri döndürecek, geliri gideri ne olacak, yüzde kaç Pazar payına sahip, kaç rakibi var, rakibin payı nedir gibi birçok veriyi aktarmanız gerekiyor. İnternette tüm veriler mevcut. Onun dışında yatırımcılar girişimden çok girişimciye bakıyorlar. Girişimcinin projesine inancı ne kadar fazla ve bunu ne kadar çok yansıtıyorsa, yatırımcı o derece ikna oluyor. Bu iki hususa dikkat etmek lazım.

10.Tarım sektöründe ses getirmeyi hedefleyen Orenda Bayındır’ın da kurucu ortaklarındansınız. Türkiye’de tarım sektörünü ve girişimcilikle tarımın buluşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Biz tarım teknolojisinden ziyade üreticilerin dijitaldeki varlığını oluşturmayı hedefliyoruz. Ben köyde yaşıyorum, şunu bilin ki artık köylerde şehirden daha çok beyaz yakalı olmaya başladı. İnsanlar kırlara dönmeye başladı. Bu fırsatı görüp üreticilerimizin dijitalde reklamını yaparak hem şehirlilerin organikliği görüp tanımasını, hem de üreticilerimizin kazanmasını sağlıyoruz. Türkiye’de tarım girişimciliğinin pek gerçekçi olmadığını düşünüyorum. Türkiye’deki çiftçilerin çoğu geleneksel şekilde ekip biçiyor, yani ziraat mühendisi kullanma, yeni teknoloji kullanma gibi durumlar mevcut değil ve buna imkanları yok. Çünkü şu an çiftçiler zarar ediyor. Bu durumda siz bu çiftçilere Drone satamazsınız, analiz robotu satamazsınız. Daha gerçekçi ve pratik girişimler olmalı diye düşünüyorum.

11.Bilgisayar öğretmenliği okuyan biri olarak Udemy’ye yüklediğiniz dersler oldukça başarılı bulunuyor. Bu konuda okurlarımıza vermek istediğiniz tüyolar nelerdir?

 

Udemy benim bir anlık hevesimle başlayıp sonradan pasif gelirlerimden bir tanesine dönüşen bir sektör. Pantropik’in ciddileşmesinden sonra eğitim tarafında daha fazla şey yapmam gerektiğini farkettim ve bildiklerimi profesyonel olarak Udemy’de, pratik olarak Youtube ve bloğumda anlatmaya karar verdim. Talep fazla olunca, kurslarımı sürekli videolarla güncellemeye ve yeni kurslar eklemeye devam ettim. Tüyolara gelirsem, Udemy olması şart değil, insanı en çok mutlu eden olgulardan biri bildiklerini başkalarına aktarmasıdır. Usta çırak ilişkisinden tarih bilimine kadar tüm konular bu aktarıma dayanır. İnsanı mutlu eder. Bildiklerinizi bir yerlerde anlatmaya gayret edin. Eğer seçeceğiniz platform Udemy ise Udemy’nin dökümanları gerçekten çok yardımcı oluyor, hızlıca kursunuzu açabiliyorsunuz.

 

 

 

12.Genç Finans Kulüp ekibinin üyelerinden birisiniz ve her ay CFO’lar düzenliyorsunuz. Düzenlenen bu CFO’larda neleri hedefliyorsunuz? Sizin için önemi nedir?

 

Genç Finans Kulüp’te şu an sosyal medyadan sorumlu yönetim kurulu üyesiyim. Genç Finans Kulüp, gençlerin finansal okuryazarlığını artırmayı amaçlayan, Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı’na bağlı bir öğrenci kulübü. Sadece CFO’da değil, tüm projelerimizde aslında bu temel amacı güdüyoruz.

13. YouTube’da Emço Show kanalında farklı konular ve konuklarla videolar yayınlıyorsunuz. Biz çok eğlenerek ve öğrenerek izlesek de bu işin zorlukları olduğunu da tahmin edebiliyoruz. Bu konuda okurlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir?

 

Emço Show, benim samimi olduğum ve belirli noktalarda uzmanlıkları olan arkadaşlarımla çektiğim bir konsept. Bu yüzden davet ve çekim konusunda sağ olsunlar bir sorun olmuyor. En çok vakti montaj alıyor, video montajın tamamını kendim yapıyorum. Bu yüzden zaman yönetimini iyi ayarlamak gerekiyor, çünkü ortalama bir videoya 8 saat gibi bir süre harcıyorum montaj için. Onun dışında dikkat edilmesi gereken bir nokta yok aslında, girip çekiyoruz direkt. Dediğim gibi çok planlı ve mükemmelliyetçi bir insan değilim. Çoğu yaptığım işi “kervan yolda düzülür” felsefesi ile yürüyorum.

Emirhan Kabakçı Linkedin Hesabı

Emirhan Kabakçı Instagram Hesabı

Emirhan Kabakçı YouTube Hesabı

Emirhan Kabakçı Udemy kursları

Emirhan Kabakçı : emirhankabakci.com

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Röportajlarımız:

13 Soruda Münteha Adalı ve Arya Women Investment Platform

13 Soruda enny Games ve Hüseyin Şencan

13 Soruda Deliveri.app ve Çiğdem Öztabak

Leave a Reply

Your email address will not be published.